Gürkut Gürsoy

Hoşçakal Şampiyon

In Atlanta, dünya şampiyonu, Legend, Melbourne, Naim Süleymanoğlu, Olimpiyat Şampiyonu, Olympic Games, Pocket Hercules, Seoul, Uncategorized on Kasım 19, 2017 at 1:11 pm

Tüm branşlarda izlediğim en büyük sporcu. Gerçek efsane. Seni asla unutmayacağız. Senin gibisi bir daha gelmeyecek biliyoruz. Seni, yaşarken başımızın üstünde taşımamız gerekiyordu. Yapmadık. Affet bizi. Hoşçakal 

Naim Süleymanoğlu 19 Kasım 1994 tarihinde ilk kez Türkiye’de seyircinin karşısına çıktı. 5 Dünya rekoru kırarak İstanbul’da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonasında 3 Altın madalya kazandı. Tam 23 yıl sonra 19 Kasım 2017 tarihinde Naim’i İstanbul’dan sonsuzluğa uğurluyoruz.

Naim Süleymanoğlu’nun spor kariyeri:

Olimpiyat oyunları

1988 Seul

1988 Seul Olimpiyatları’na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan’a 1 milyon dolar ödenerek gerekli izin alındı. Bu olimpiyatlarda Süleymanoğlu 60 kg koparmada sırasıyla 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak 6 dünya 9 olimpiyat rekoru kırarak muhteşem bir zafer elde etti ve böylece Türkiye’ye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu.

1992 Barselona

1992 Barselona Olimpiyatları’nda rakiplerine karşı ezici bir üstünlük sağladı ve altın madalyayı çok rahat kazandı. Aynı yıl Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi.

1996 Atlanta

1996 Atlanta Olimpiyatları‘nda 64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak 3. kez olimpiyatlarda madalya kazanarak tarihe geçti.

2000 Sidney

Çok ağır bir sakatlık ve hastalık dönemi sonrasında tam iyileşmediği halde sadece siyasi şov için adeta zorla götürüldüğü 2000 Sidney Olimpiyatları’nda ise 3 kaldırışta sıfır çekerek başarı gösteremedi.

Dünya Halter Şampiyonası

1993 Melbourne

1993 Dünya Şampiyonasında ise 3 altın madalya kazanırken 2 de dünya rekoru kırdı.

1994 İstanbul

İstanbul’da yapılan Dünya Halter Şampiyonası’nda ilk kez Türk Seyircisi önüne çıktı. Sakat olmasına rağmen 3 dünya rekoru kırarak üç altın madalya kazandı.

1995 Avrupa halter şampiyonasında yine sakat olmasına rağmen 1 altın, 2 gümüş kazanarak Türkiye’nin takım halinde birinci olmasında önemli katkı sağladı.

1995 Guangzhou

Çin’de yapılan dünya şampiyonasında sakatlığı devam ediyordu ve 3 altın madalya kazandı.

Avrupa Halter Şampiyonası

1988 Cardiff

1988’de Avrupa Halter Şampiyonası’na Türkiye adına katıldı ve üç altın madalya kazandı.

1994 Varşova

1994’te Bulgaristan’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda sadece üç kaldırış yaparak üç dünya rekoru kırdı.

Naim Süleymanoğlu, Uluslararası Halter Federasyonu’nun Aralık 2000’de Atina’da toplanan kongresinde asbaşkanlığa seçildi.

Reklamlar

Devlet Başkanları ve Karikatürler

In Aleksandar Vucic, Corax, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Gazetesi, Dnevni List Danas, Karikatür, Musa Kart, Radio Free Europe, Radio Slobodna Evropa, Recep Tayyip Erdoğan, Srebrenista, Sırbistan Devlet Başkanı, Uncategorized on Ekim 12, 2017 at 1:50 pm

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Sırbistan ziyareti esnasında Radio Slobodna Evropa’da (Rfe/Rl) yayınlanan bir Predrag Koraksić karikatürü üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim. Öncelikle bu ağırlıklı olarak bir bilgilendirme yazısıdır. Esasa ilişkin çokça bilgi azca yorum içerir!

İlk olarak bu karikatürün Türkiye’de görülüp görülmediğine bakalım. Hayır görmemişler. Ya da görmezden gelmişler!

Bu karikatürü politik çizimleri ile tanınan, 2004 yılında Fransızların Légion d’honneur  ödülü verdiği dünyaca ünlü karikatürist Koraksić (Corax) çizmiştir. Corax imzalı bu karikatür, Koraksić’in çizimlerine sıklıkla yer veren ve günlük olarak çıkan gazete Danas‘ta değil Radio Slobodna Evropa web sitesinde yayınlanmıştır. Aslında RSE çok takip edilen bir medya kuruluşu değil. Hatta Türkiye’de hiç bilinmiyor diyebiliriz. Balkanlarda ve Rusya’da takip edilen bir haber portalı demek daha isabetli. Asya ülkeleri ve Ortadoğu’da da az çok biliniyor ve takipçileri var. RSE geçtiğimiz günlerde Rusya’da devlet tarafından yöneltilen sert eleştirilerin hedefi oldu; Amerika’nın sözcülüğünü yaptığı, tarafsız olmadığı gerekçesiyle sert bir dille uyarıldı. İşte o Radio Slobodna Evropa dün (11.10) Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Sırbistan Devlet Başkanı Vucic ile birlikte, Novi Pazar’da halka seslenirlerken bu karikatürü yayınladı:corax

Corax’ın çizimlerini takip eden bir arkadaşım “Erdoğan’ın taşıdığı Türk bayrağı olsa bile bence burada kan damlaları olarak çizilen kısım Türkiye’nin Güneydoğu sınırını anlatıyor” dedi. Koraksić’in, güneydoğusu ve sınırlarının ötesi kanayan bir Türkiye’yi sırtlayıp Balkanlara getiren Erdoğan’ı çizdiğini, esas olarak ise onu kucaklayan Vucic’i eleştirmek için böyle yorumlamış olabileceğini söyledi. En doğrusu bunu doğrudan Koraksic’e sormak. Neticede bizim ülkemizde çoğunluk tarafından hakaret olarak değerlendirilecek ve onlarca farklı şekilde küfredilerek tepki gösterilecek olsa bile çizerine sormak en doğrusu.

Predrag Koraksić karikatürlerinde sıklıkla Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vucic’i çiziyor. Çok sert şekilde Vucic’i ve politikalarını eleştiriyor. Sırbistan’da Vucic karşıtı cephenin en sevdiği isimlerin başında geliyor Corax.

 

Ülkemizde Cumhuriyet Gazetesi çizeri Musa Kart’ın, Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından dava edildiği üstteki iki karikatürü hatırlayalım. Corax’ın Sırbistan’da çizdiği karikatürlerin benzerini Türkiye’de bir karikatürist, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı resmederek çizse 1923-2017 arasında kurulmuş kurulmamış, faaliyette olan olmayan tüm örgütlere üyelik suçlamasıyla tutuklanmış ve hapsedilmiş olurdu büyük ihtimalle*.

Predrag Koraksic’in çizdiği karikatürlerin bazılarını aşağıda görebilirsiniz. [Mobil sürümlerde masa üstü sitesine geçerek karikatürlerin altındaki yorumları okuyabilirsiniz.)

Predrag Koraksic:

Nazilere karşı direnen Partizan hareketinin liderlerinden olan babası ikinci dünya savaşı sırasında Sırp milliyetçileri (çetnikler) tarafından öldürülen 83 yaşındaki Predrag Koraksic, yani Corax, 1950’den beri politik karikatürler çiziyor.  Corax, çalıştığı bağımsız gazete Borba’nın dönemin Sırbistan hükümeti tarafından kapatılması sonrasında halen çalıştığı Danas’ta çizmeye başladı.

Aleksandar Vuçiç:

Sırbistan Devlet Başkanı Vucic ise Yugoslavya iç savaşı esnasında Radikal Sırp Milliyetçilerle birlikte hareket eden bir gençti. Milosevic döneminde Sırp Milliyetçisi olan Vuçiç, Srebrenista katliamı zamanında meclis üyesiydi ve katliamın ardından “Bir Sırp öldürürseniz, 100 Müslümanı öldürürüz” sözünü söylemişti. Sonradan bundan pişmanlık duyduğunu, geçmişiyle hesaplaşmaktan çekinmediğini ve fikirlerinin değiştiğini ifade edip 2008’de nispeten ılımlı bir siyaset yürüten Sırp İlerleme Partisi’ni kurdu. Yükselişi çok hızlı oldu. 2015 yılında Başbakan olarak gittiği Srebrenista’da, katliamda öldürülen Bosnalıların anmasında, sert protestoların hedefi oldu ve taşlı saldırıya uğradı. Alandan ayrılmak zorunda kaldı. 47 yaşındaki Aleksandar Vuçiç, Rusya ile Avrupa arasında denge kurmaya çalışmasıyla tanınıyor. Muhalefet tarafından otoriter eğilimleri olmakla suçlanıyor. Vuçiç, son yıllarda özellikle Bosna ile uzlaşma çağrıları yapıyor fakat Bosna Hersek’de bulunan Sırp Cumhuriyeti Başkanı Dodik’in milliyetçi ve gerilim yaratan çıkışlarına çok müdahale etmiyor. Vucic, Başbakanlıktan sonra 2 Nisan 2017’de Devlet Başkanı seçildi. İlk turda %50’nin üzerinde oy alırken en yakın rakibi %15 oy aldı. Bu farka rağmen hile yapmakla, oy çalmakla ve sahte oylarla bu sonuca ulaşmakla itham edildi. Yaklaşık iki ay boyunca neredeyse her gün “Diktatör Vucic” denilerek parlamento ve ulusal sarayın önünde protesto edildi.

*Yazıda geçen bu yoruma kaynak Türkiye’de yayınlanan mizah dergilerinde çizilen karikatürlere yönelik soruşturmalar, süren davalar ve kesinleşmiş yargı kararlarıdır.

Not: Konunun esası karikatür olduğu için dün DW News’in paylaştığı Türkiye ve Rusya arasındaki Tarım Ürünleri Gerginliği temalı bu karikatürü görmeden geçmeyelim… Domatesle çok ince görmüşler. Putin-Erdoğan

 

Latin Amerika Yolları

In Arjantin, Arjantin gezisi, Barcelona, Belgrad, Brezilya Gezisi, Cali, fenerbahçe, Fenerbahçe, Güney Amerika Turu, Guatemala, Kolombiya, latin amerika, Leonel Messi, Medellin, Osman Balcıgil, Pablo Escobar, Turkish Airlines Euroleague Final Four, Uncategorized, Uruguay Gezisi, Şili, İspanyol Meyhanesi, İspanyolca, İspanyolca Kursu on Ekim 4, 2017 at 3:38 pm

Uzun zamandır planlayıp, hazırlanıp, ertelemek zorunda kaldığım Güney Amerika yolculuğunu bu sefer gerçekleştireceğim. Daha önce üç seferde toplamda dört ülkesine* gittiğim Güney Amerika’nın bu kez bir ülke (Fransız Guyanası) dışında tamamını gezmek için hazırım. Latin Amerika benim bu yolculuğumu bekliyor, biliyorum! Bu yazının Sarajevo’da bir İspanyol meyhanesinde (şarap evi) Messi formasının asılı olduğu duvarın önündeki Barcelona atkısı olan masada yazılıyor olması kararlılığımın ifadesidir. Şarap içip üstüne bira ile cila yapan tek gerzek coğrafyanın bir ferdi olarak, eğer peder ya da valide bir sağlık sorunu çıkarmazlarsa, adios amigos, espera por mi América Latina!**

Nasıl olacak bu seyahat? Üç parça halinde gerçekleşecek. Aslında iki parçalı olması uygundu ancak biz iki parçalıya ezelden rakibiz o yüzden üç. Zaten 18-20 Mayıs Belgrad Final Four haftası dolayısıyla 10-22 Mayıs arası mutlaka Belgrad’da olmam gerekiyor. Eğer Fenerbahçe 2018 Final Four’a kalamazsa ben yine Belgrad’da takılırım ancak F4 ile alakam olmaz…

Şimdi şöyle yapıyoruz;

15 Aralık 2017 – 16 Şubat 2018 arası Guatemala’dayım. Bu süre bir Orta Amerika ülkesinde geçeceğinden dolayı esas olarak Latin Amerika gezisinin bir parçası değildir. Bağımsız bir hareket. İki ay kalıp İspanyolca eğitimi alacağız. Günde beş saat, haftada beş gün, bire bir ders ve bir aile yanında konaklama. Fiyat yazmıyorum ancak daha ucuzu ve güzeli yok! Tam altı gezginin Guatemala gezilerine ve İspanyolca dil kursu tecrübelerine dayanarak bu kararı aldım. Bunların ikisi Amerikalı, ikisi Belçikalı, biri Alman ve biri Türk…

İki aylık kurs bitince Latin Amerika gezimizde İngilizce bilen insanlar aramaktan kurtulup muhteşem İspanyolcamızla krallar gibi takılacağız.

Kurs bitince hemen dönmüyoruz. Hakikaten öğrendik mi acaba diyerek Guatemala’dan ayrılıyoruz. Biz şüpheci bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanının bile sürekli kandırıldığı bir coğrafyadan gelmişiz. Guatemala’da öğrendiğimiz gerçekten İspanyolca mı? Sokakta konuştuğumuz Guatemalılar gerçekten İspanyolca mı konuşuyor? Yoksa kurs, öğretilenler ve oradaki insanlar bir senaryonun parçası mı? Bunları bilemeyiz! Reisinin beş yaverinden dördünün darbeci hain çıktığı bir ülkenin vatandaşıysan tedbirli davranacaksın. Kurs bittiği anda ülkeden ayrılıp İspanyolca konuşulan güzide ülke, cennet mekan Pablo Escobar abimizin (RIP)+(ruhuna fatiha) doğduğu ve öldüğü topraklar olan Kolombiyamıza geçiyoruz.

20171004_152358

Bunu Guatemala’dan Honduras, Nikaragua, Kosta Rika, Panama yolunu izleyerek karadan değil uçak denen geliştirilmiş araç ile Guatemala’dan doğrudan Kolombiya’ya giderek yapıyoruz. 17 Şubat 2018 tarihinden 8 Mayıs 2018 tarihine kadar memleketimizin güzel şehirleri Bogota, Medellin, Cartegena ve Cali’de takılıyoruz. Medellin’i karış karış sevgiyle ve özenle gezerken, Cali’de her yere tükürüp, parklara bahçelere işeyip, sokaktaki insanların yüzüne gülüp içimizden küfrederek (hatta Türkçe sesli küfürler) dolaşıyoruz. Cali ayrımsız düşmanımız. Bu bilinçle hareket edeceğiz. Kafamızı kolumuzu kırdırmadan, başımıza fazla dert açmadan Kolombiyamızı taze İspanyolcamızı test ederek ve mümkün olursa geliştirerek geziyoruz ve Belgrad’a geçiyoruz. Zira istesek bile fazlasını gezemiyoruz çünkü para bitti.

Gezi bloglarında, gezginler gittikleri yerleri anlatıyorlar. Biz gezi bloğu değiliz. Planı programı ortaya koyuyoruz. Farkımız bu! Bu planı engellemezlerse, peder ve valideye , gördüğüm mimarisi düzgün ve gezmeye değer her kilisede bedeli mukabilinde mum yakarak (mumları çalmayacağıma söz veriyorum) teşekkür edeceğim.

Kolombiya, üç parçalının ilk parçası olacak. Bu yazının ilk parçası bu kadar. İkinci parçası Kolombiya’dan Belgrad’a sağ salim ulaştığımızda yazılacak. O halde bizim için saldır Kanarya, Belgrad’da da Euroleague kupasını kaldır Kanarya.

“latin amerika’nın atar damarları” kitabıyla 20 yılı aşkın süredir bu geziyi hayatımda bir hedef haline getirmiş Osman Balcıgil’e teşekkürler…
*Brezilya, Arjantin, Uruguay, Şili
**İspanyolca yazdığım bu ifade muhtemelen doğru değil.

20171004_152202

 

%d blogcu bunu beğendi: