koskorcuk

Galatasaray mı Erdoğan mı?

In akp, Galatasaray, medya on Ocak 19, 2011 at 8:29 am

Adnan Polat’ın Başbakan ve yanındakilerle birlikte stadyumu terk etmesi, bir klüp başkanının yanlış tercihinin en açık göstergesi. GS 106 yıldır var, AKP sadece 8 yıldır. GS’nin belli ki çok uzun bir geleceği var, AKP ve Erdoğan ise, tüm siyasiler gibi geçici. Polat’ın bildiğimiz kadarıyla AKP ya da Erdoğan’la herhangi bir organik ilişkisi yok, oysa ki kendisi, galiba hatırlatmak gerek, GS Klubü Başkanı. Bu konumdaki birisi, Başbakanla birlikte kendi stadından ayrılıyorsa, o zaman geri gelmemesi gerekir. Bu yanlışlık Polat’ın itibarının, klüp üyelerinin çoğunluğu, taraftar ve protestoya katılanlar nezdinde sıfırlanması anlamına geliyor. Hele daha sonra, Polat’ın polisle birlikte protestocuları kameralardan izleyip stada sokmayacağına dair açıklaması, provokatör/protestocu düzeltmesine rağmen yanlış tercihin perçinlenmesi. CHP’li bir milletvekili, Polat’a hak ettiği yanıtı verdi. Sıra şimdi GS klüp üyelerinde.

Geçmişte CHP’nin İstanbul Belediye Başkanlığı için adaylığı söz konusu olan Polat’ın, siyaseten AKP ya da Erdoğan’a yakın olduğunu kimse söylemiyor. Ama büyük bir iş adamı Türkiye’de ayakta kalabilmek hatta yeni ihaleler alabilmek için siyasi iktidarla iyi geçinmek hiç olmazsa ona karşı çıkmamak durumunda olduğunu biliyor. Ama Polat, aradaki farkı kavramamışa benzer.

Polat’a bir yardım: Onbinlerce taraftar arasından ‘provokatörleri’ saatlerce süren kayıtlarda kare kare arayacağına, TOKİ Başkanının konuşmasını dinlesin. Ek olarak kendi cevabi konuşmasını da… Eski GS yönetimlerini aşağılayan bir yetkiliyle hemfikir olduğunuzu söylediniz. Farkında mısınız?

Türk egemen medyası aslında bence bu kez, geçmişdeki benzer olaylara oranla daha sağlıklı davrandı sanki. Erdoğanperver liberal köşe yazarlarının ve karikatüristlerinin bile, şu son dönemde, yumurta atan öğrenciler, Hizbullahçıların salıverilmesi, Kars’daki heykel, Muhteşem Yüzyıl dizisi, içki tüketimine getirilmek istenen kısıtlamalar konusundaki tartışmalarda, Erdoğan’ı eleştirmeye başlamaları önemli bir yenilik. Keza stadyum açılış töreniyle ilgili yorumlarda da öyle eskisi gibi gözü kapalı bir şekilde savunamıyorlar Başbakanlarını. Savunanların sarıldığı bahaneler de ilginç: Efendim misafire protesto olur muymuş? O kadar stad yaptırmış, vefasızlıkmış filan falan. Aynı kalemler, polis öğrencileri dövdüğünde misafir evsahibi ilişkisini unutmuştular. Stadı da sanki Erdoğan kendi cebinden yaptırmış! Vefa ilişkisi karşılıklıdır. Eski ve yeni yönetimlerini aşağılayan birine vefa gösterilmez.

Erdoğanperver haberciler de, protestoyu küçümsemek için, ‘küçük bir grup provokatör’, ‘bazı izleyiciler’ gibi ibareler kullanıyorlar. Aslında içlerinden geçen belli:Bu bir Ergenekon komplosudur!
Gerçekten böyle küçük bir grubun işiyse bu, ‘Başbakan neden stadı terk etmek zorunda kaldı’, sorusuna verebilecekleri yanıt yok.

Aslında Erdoğan yine aşırı özgüveninin (Ki AKP sözlüğündeki bu kelimenin hakiki Türkçe karşılığı haddini bilmemek) kurbanı oldu: Orası sizin mecranız değil. Fenerli olmanız çok önemli değil ama bu şehirde size hayran olmayan, sizi alkışlamayan, tam aksine sizden nefret eden ve her fırsatta memnuniyetsizliğini dile getiren, sizi, partinizi, yönetiminizi protesto eden insanlar, gruplar, kesimler var. Açılışa geleceğinizi duyan 10 aklı başında (Bunlara AKPlileri de dahil ediyorum) insandan en az 7’si, sizin orada protesto edileceğinizi öngörebiliyordu. TOKİ Başkanının konuşması da tuz biber ekti. Size de maalesef konuşma ortamı kalmadı.

Fransa’da Chirac Cumhurbaşkanı iken, Marsilya Velodrome Stadyumunda izleyiciler Cumhurbaşkanını ve Ulusal Marşı ıslıklamışlardı. ‘Ayıp oluyor’ dediler ama kimseyi de kameradan saptayıp gözaltına almadılar. Aksine oturup uzmanlara başvurup, ‘Bu gençler Cumhurbaşkanını ve Ulusal Marşı neden protesto ediyorlar’ sorusuna yanıt aradılar.

Bugün medyadaki ısrarlı ve inatçı Erdoğanperverler, aslında Erdoğan gittikten sonra kendileri de gitmek zorunda olanlar. Bugün liberal denilen kesimdeki AKP yanlıları, Erdoğan’ı eleştirmeye başlamışlarsa, onlar, Erdoğan’dan bağımsız olarak da gazeteciliklerini, köşe yazarlıklarını yapabilecek yetenek ve dirayetteki kalem sahipleri. Ayrıca da, galiba, geminin su almakta olduğunu görmeye başladılar. Böyle durumlarda sona kalmak iyi değildir. Ayrıca geçmişte AKP ve Erdoğan’a yönelik övgüleri de öylesine ağır bir sorumluluk yüklüyordu ki omuzlarına, bir an önce tornistan yapmakta yarar var. Yetmez ama evetçileri de burada hürmetle analım!

Ragıp Duran hocamın Medya Eleştiri Blogu

Apoletli Medya‘ da yazdığı yazısından alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: