koskorcuk

16 Mart 1978’i ve Halepçeyi Unutmadık. Unutmayacağız.

In 16 Mart 1978, Beyazıt Katliamı, Dev-Genç on Mart 16, 2013 at 10:54 am

Dağ gibi yiğidim zeybeğim yoldaşımsın
Oğlum kızım yüreği sinesine sığmayanımsın
Buzlu çekmecelerde kız buzlu çekmecelerde erkek
Ve buzları eriten sessiz ezgi
Nasıl bir şeysin ki
Kucağında ninnilenir dağlarımızın geleceği
Göğe çevir gözünü namlu göğe çevir
Korkunçsun bomba sus
Sus düştüğün yerde ne olur sus bomba sus
Basma gürültünle taze soluğuma yolum uzun sus
Göğe çevir gözünü namlu göğe çevir
Eli kulağında bitecek cehennem dolanı
Yunup arınacak kara basanından
Soluklanacak derslikler
Bitecek halkımın özlemi
Süt toprak torna üretenin olacak
Bitecek yurdumun özlemi
Sesini bulacak her karışı
Sesini bulacak beyazıt
Güvenin sevginin sesini
Hepsini görür nasılsa
Nasılsa hepsini yaşar
Havada kalmaz
Mutlak bulacak avazım kendine bir yer
Çitler kesilir birer birer
Cop ve bomba alt edilirler
Biz ki gürleyen birer volkanız
Beyazıt patlayan krater
Mart’ın onaltısında yedi can
Düştük gün ortasında yedi can
Bin dallı yasemen olup yeşerdik
Faşizmin karşısında yedi can
Çaldığım özgürlük ateşini
Ülkemin koynunda büyütmek
Değil lale bahçelerinden değil
Barut yakan avazdan (soluktan) geçer

16 mart

“Katiller zaman aşımında, fikirleri iktidarda”

“Yedi genç, üniversite öğrencisi, yedi pırıl pırıl, namuslu, yiğit insan, okullarından çıkarken, NATO’ya kayıtlı olduğu kanatlanan bomba ve silahlarla öldürüldüler. Katliamın, İstanbul Emniyeti’nin bilgisi dahilinde ve yönlendirmesiyle yapıldığı ortaya çıktı. Katliama ilişkin dava 1978 yılında açıldı ve daha ilk duruşmada katliamın hesabını soran avukatlar sanık sandalyesine oturtuldu. 16 Mart Beyazıt katliamı davası, 2008 yılında zaman aşımına uğratıldı” .
“Katledilen yedi gencin şahsında yok edilmek istenilen, insanların eşit ve hür oldukları, bağımsız, laik ve onurlu bir Türkiye hayaliydi. Katiller; Amerikancılıktan, piyasacılıktan ve gericilikten yana bütün güçlerdir”.
Katliamın amacının “Türkiye’de AKP gibi bir iktidarın tesisi için gereken ne varsa yapmaktır”.
“AKP’nin katillere vefa borcu vardır. AKP, katillere iktidarını borçludur. Bu borcun ödenmesi içindir ki çeteler tasfiye ediliyor, darbecilerin hesabı görülüyor, Türkiye demokratikleşiyor masallarıyla AKP’nin şişirilip, bir AKP giyotinine dönüşen Ergenekon davasının başlatıldığı dönemde, Beyazıt katliamı davası zaman aşımı gerekçesiyle sonlandırılıyor.
 

16 Mart 1978’i ve Halepçeyi Unutmadık. Unutmayacağız.


——————–

16 Mart Katliamı, 16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde 7 öğrencinin ölümü, 41 öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı ve silahlı saldırıdır.[1]

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi olan Ülkücü öğrencilerin içinde gizlice faaliyet gösteren genç bir istihbaratçı, İstanbul Emniyeti’ne geçtiği bilgi notunda, ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları’’nı bildirmiştir.
Emniyet arşivine 7 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla girip resmiyet kazanan bilgi notunda belirtilen yer ve tarihte gerçekleşen katliama engel olunmadı. Bilgi notu katliamla ilgili soruşturma ve yargılamalar sürerken hiç ortaya çıkmadı. Olaydan 19 yıl sonra dava ikinci kez açılıncaya, bilgi notunun yazılışının üzerinden 22 yıl geçinceye kadar.

Şükrü Balcı ve Süreyya San‘ın aralarında bulunduğu polis şefleri ‘‘görevlerinde kayıtsız kalmak’’la, Reşat Altay ise saldırıya uğrayan öğrencileri dağılma noktasına kadar koruma altında tutması gerekirken üniversite kapısında terketmekle suçlandılar. İzmit 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde TCK 230 uyarınca görevi ihmalden yargılanıp, delil yetersizliğinden beraat ettiler. Sanık emniyetçiler hakkında verilen tek ceza polis başmüfettişlerinin önerdiği, disiplin cezası niteliğindeki ‘‘ihtar’’ cezası olmuştur.

16 Mart Katliam’ında öldürülen öğrenciler [2]

Kaynakça

  1. ^ 16 Mart katliamı davası düştü, Radikal, 20 Ekim 2008, erişim tarihi: 28 Ekim 2008.
  2. ^ [1], İlerici Gençlik Dergisi
  1. Dur kadın ne yapıyorsun !Baksana çocuklar ne güzel uyuyor, uyandıracaksın onları.Bugün birlikte oynamışlar, gün boyu yorulmuşlar.Ne güzel yan yana aynı hizada açık havada tatlı tatlı uykuya dalmışlar.Kim o arkada yatan kocaman adamlar,Sakın horlayıp gürültü yapmasınlar,Bugün HALEPÇE’de herkes derin uykuda.Bak bir sinek kondu Zilan’ın yanağına.Ama o da hareket etmiyor yapışmış yanağa.Sanırım onunda uykusu geldi, dokunma bırak uyusun serin yanakta…Sen neden ağlayıp ağıtlar okuyorsun be kadın !BAKSANA BEŞ BİN KİŞİ UYUYOR BUGÜN
    Date: Sat, 16 Mar 2013 07:54:30 +0000
    To: gokhanaskinn@hotmail.com

  2. Bu kıyımda hayatını kaybeden Hamit AKIL’ın öz yeğeniyle İstanbul’da bir sanat etkinliğinde tanışmıştım. Dayısında bahsederken gözlerinin içi parlıyordu. O parıltı kesinlikle dayısından ona geçmiş olmalı..”Bizler biz” dedikçe sadece dayısından değil tüm şehitlerden bahsettiğini anlayabiliyordum.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: