Gürkut Gürsoy

Posts Tagged ‘Turkish Airlines Euroleague’

Mahalle Maçı -2-

In fenerbahçe, Fenerbahçe, Fenerbahçe Halktır, Fenerbahçe Stadı, fenerbahçe taraftarı, Fenerbahçe Tarihi, Fenerbahçelilik, Genç Fenerbahçeliler, Her sabah özgürlüğe doğar Fenerbahçe, Ultras Fener, Uncategorized on Mayıs 23, 2017 at 10:52 pm

Kısaca mahallenin coğrafi özelliklerini anlattık. Futbol oynayacağınız, dut yiyeceğiniz, bahçelerinden meyve araklayabileceğiniz ve ağaca çıkıp ebeveynleriniz görmeden sigara, bira içeceğiniz mekanları öğrendiniz. Şimdi o arsalarda bir üniversite binası, bir hastane, 6 apartman ve oturup ağlayacağınız bir yeşillik var. O sokaklardaki çocuklar 3 kıtada yaşıyorlar. Her meslek grubunda o çocuklardan birisine denk gelebilirsiniz. 1984 yılında Gayrettepe’nin merkezi sayılacak şimdi hastane olan arazinin karşısına Beşiktaş Belediyesi bir park yaptı. Emniyet müdürlüğünden şimdiki hastaneye çıkan yolun sol tarafında güzel bir basketbol sahası olan park. O park bizim deplasmanımızdı. Futbol oynardık çoğunlukla. Spor Sergi, İnönü, Ali Sami Yen nesliydik biz. Fenerbahçe stadı henüz açılmıştı. Maçtan maça koşardık. Fenerbahçeliydik ancak Sami Yen’de kimin maçı olursa olsun giderdik. Ya açık tribün gişelerine tırmanıp tuvalet camlarının oradaki demirlerin altından süzülürek girerdik içeri ya da 60-70 dakika bekler kapılar açılınca son bölümünü izlerdik maçın. Fenerbahçe maçlarına mutlaka zamanında girerdik. Maçlar öğlen oynandığı için derbi maçlarda sabahın köründe, diğer maçlarda ise sabah 8-9 gibi stadyumda olurduk. Sami Yen’in yanında bulunan kömürlük denen sahaya futbol oynamaya gittiğimiz olurdu bazen. Sami Yen’den Tekel tarafına yürüyüp şimdi banka ya da telekom binası olan arazi boştu. Kapatıldığı 1984 yılına kadar Milo Baylan çikolata fabrikası vardı orada ve o arazi beton sahaların en kralıydı. Çikolata kokuları altında futbol oynanırdı orada. Kemal Sunal filmleri o mahallede çekilirdi bazen. Kısaca mahalle değil Ajax tesislerinin beton, asfalt, toprak versiyonuydu. Ara sıra Fulya tarafına inerdik. Dereyolu denirdi Fulya’ya giden yola. Yol falan değildi. Sanırsın köy yolu. OTİM açılınca araba geçer hale getirilmişti. Oradan Beşiktaş tesislerine giderdik. Bizden daha iyi durumda değildi Beşiktaşlı futbolcular. Toprak sahada antrenman yapıyorlar, çamura toza bulanıyorlar, soğuk duşlarda yıkanıyorlardı. Amatör maçlar olurdu Fulya stadında. Bazen 19 Mayıs provaları da orada yapılırdı. Hatta Galatasaray’ı 3-0’dan 4-3 yendiğimiz o sene 19 Mayıs provaları Fulya Stadı’ndaydı. Esentepe’de şimdi otellerin arasında otopark olan yerde basket sahası vardı. Orası da çok önemliydi. Minyatür kale maçlar ve saçma basketbol aktivitelerimize evsahipliği yaptı uzun zaman. Biz deplase çocuklardık. Çırağan Sarayı bahçesinde o meşhur sahayı görmüş, top oynamış, oradaki havuzun ve boğazın keyfini doyasıya yaşamıştık. Bizim mahalle tüm sokaklarıyla futbola adamıştı kendini. Sonuçta futbol hayatları kısa süren iki futbolcu, bir efsane kötü hakem ve bir spiker çıkardık o kadar. Kalanı hep tribüncü oldu. Sokakta büyüdük desek yalan olmaz. Futbolla büyüdük desek en doğrusu olur. Ayrıca Harbiye’de bulunan Spor Sergi sayesinde basketbola aşık olmuştuk. Yaz başında bugün Kanyon AVM olan yerde Eczacıbaşı’nın eski salonuna ve Gümüşsuyu’na İTÜ Salonuna turnuva izlemeye giderdik. Sezon başlayınca Spor Sergi merkez karargah olurdu. Hafta içi gündüz futbol kupa maçları ve avrupa kupaları için Ali Sami Yen’e ve İnönü’ye yerleşirdik. Fenerbahçe stadı ile Anadolu yakasını keşfettik. Eski Burhan Felek Salonu’na basket ve voleybol maçına götürmüştü büyüklerimiz ancak kendimiz bulamazdık yerini o seneler. Zaten Fenerbahçe voleybolda yoktu. Fenerbahçe yoksa önemi yoktu filenin üstünden top atılan o oyunun. Dereağzı tesislerinin yeri başkaydı. Anadolu yakasında bildiğimiz en iyi kara parçasıydı orası. Mecidiyeköy Tekelin önünde bulunan duraktan sahilden giden Bostancı otobüsüne biner ve Dereağzı’na ulaşırdık. Fenerbahçe antrenmanı izlemek faaliyetlerin en güzeliydi. Lunaparkta masa tenisi oynar, antrenmanı izler, hafta başı sopa hafta sonu baklava etkinliklerini severek takip ederdik.

Neden yazıyorum bunları? Biz futbola ve Fenerbahçe’ye aşık olduğumuzda nasıl bir dünyada yaşıyorduk bilin istedim. Uykudan öncenin renkli yayınlandığı tek kanallı televizyonu, zili çalınca iki sokak öteden duyulan çevirmeli telefonu olan kötü havalarda merdiven boşluklarında gizli hedef, king, ohel, 3-5-8 oynanan apartmanlarda büyüdük. Bakkalın önünde toplanılıp sabahlara kadar oturulan duvarlarıyla,  gece sadece sesi duyulan ancak kendisi çoğunlukla gözükmeden geçen bozacısıyla, asayiş berkemal diye mi yoksa gece korkudan mı üflediği belli olmayan düdüğüyle süper bekçisi olan sokaklarda büyüdük. Fırına ekmek almaya diye çıkıp Eskişehir deplasmanına giden, karşı apartmanda arkadaşta kalacağım diyerek Ankara treni ile maça giden çocuklardık. Fenerbahçe’nin 1907 tarihinde kurulduğunu bilen ve ötesiyle çok ilgilenmeyen, karşılıksız ölesiye seven çocuklardık. Çocuktuk. Çok şanslıydık. Türkiye futbolunun ve basketbolunun kalbinde yaşıyorduk. Yürüme mesafesi denilebilecek yakınlıkta iki stadyum, 3-4 durak ötede basketbol salonu ile biz 1980-1990 arası Türk Spor Tarihinin en yakın şahitleriydik. Çok mutluyduk çok… Evden aldığımız harçlıka maça gidebilirdik. Maç bileti ucuzdu. Askere bedavaydı. Sadece 3-5 yaşındakiler değil neredeyse boyu uzamamış tüm çocuklar babalarının, abilerinin kolunda, omuzunda girerdi stada salona. Şimdi bir maça gitmek ateş pahası. Formasıydı, montuydu inanılmaz yük. Bizim zamanımızda anneler nineler örerdi atkıyı bereyi. Bayrağımızı terzilikten anlayan akrabaya yaptırırdık. Futbol hakikaten mutluluğumuzdu. TV yayını olmadığı için sokakta radyo başında 7den70e tüm mahallenin takip ettiği Bordeaux maçının verdiği mutluluğu verecek modern stad, salon, 4K yayın yoktu. Ve asla olmayacak!

Sonra büyüdük. Futbol hatta tüm spor endüstriyelleşti. Çocukluğumuzun futbolunu, basketbolunu, kulübünü çaldılar bizden. Arsamıza binalar diktiler, Parklarımızı küçültüp iki salıncak üç banka mahkum ettiler. Radyomuz gitti, televizyonlar ücretli oldu, gazeteler kalitesizleşti. Çaldılar bizi biz yapan ne varsa. Yani biz büyüdük ve kirlendi dünya…

Devamı için…

Spor Sadece Futbol Değildir, İstanbul Salonlara Çağırıyor

In 2012 Final Eight Euroleague Women, Angel McCoughtry, Blanka Vlasic, Carmelita Jeter, Dayron Robles, Dünya Salon Atletizm Şampiyonası, Diana Taurasi, Euroleague Women, Fenerbahçe, Galatasaray Medical Park, IAAF WORLD INDOOR CHAMPIONSHIPS 2012 ISTANBUL, Panathinaikos, Penny Taylor, Sinan Erdem Spor Salonu, Sylvia Fowles, Teddy Tamgho, Turkish Airlines Euroleague, Turkish Airlines Euroleague Final Four, UMMC Ekaterinburg, Yelena Isinbayeva on Mart 1, 2012 at 1:06 pm

Avrupa Spor Baskenti İstanbul

Futbolun ölüsünün diğer tüm spor branşlarını yeneceğine her türlü inanç üzerinden yemin edecek bir coğrafyanın insanlarıyız. Dünya yansa, ortalık yıkılsa, savaşlar çıksa, ekonomik krizler ardı ardına patlasa bile futbol varsa gerisi teferruattır. Biz böyle gördük, böyle yetiştik, böyle yaşıyoruz. Son yıllarda şehrimizde Dünya Basketbol Şampiyonası ve Voleybol Kulüpler Final4 etkinlikleri düzenlenmiş olabilir. Ulusal Basketbol takımımız dünya ikincisi olmuş olabilir. Kadın voleybol takımlarımız Avrupa Şampiyonu ve Avrupa 3.sü de olmuş olabilir. Hatta WTA 2011 sezon finali ülkemizde yapılmış ve daha ilk gününde 2012 WTA için insanlarımız heyecanlanmaya başlamış olabilir. Bunların hepsi oldu. Döndük dolaştık yine kürkçü dükkanına geldik. Futbol varsa varız. Yoksa yokuz… Biz futbol dedikçe Istanbul salon sporları diye direnmeye devam ediyor. Mart 2012 de Dünya Salon Atletizm Şampiyonası İstanbul’da. Mart sonu Nisan başı 2012 Final Eight Euroleague Women İstanbul’da. Mayıs ayında ise Turkish Airlines Euroleague Final Four İstanbul’da… Uyan İstanbul. Salonlar dünya yıldızlarıyla dolup taşarken sen sadece Futbol izlemeye mi devam edeceksin? Biraz ara ver, nefes al. Salonlara git.

Şehir sizin için salonlarını dev organizasyonlara açıyor. Haydi, şimdi salon zamanı…

Ataköy Atletizm Salonu’nda 9-11 Mart 2012 tarihleri arasında 178 ülkeden 879 atletin katılımıyla düzenlenecek olan Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’na iki hafta kaldı.

Ülkemiz, atletizm dalında ilk kez bir Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası 9-11 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. 200’e yakın ülkeden binden fazla atlet Ataköy Atletizm Salonu’nda buluşurken, Türk sporseverler, aralarında Yelena Isinbayeva, Dayron Robles, Blanka Vlasic, Carmelita Jeter, Teddy Tamgho gibi yıldızların da yer aldığı çok sayıda dünyaca ünlü atleti canlı izleme fırsatı bulacak.

Dünya Salon Atletizm Şampiyonası “İstanbul 2012”, sayıları 1200’ü bulan yerli ve yabancı basın mensubu tarafından yerinde takip edilecek. Yarışmaların üç gün boyunca televizyondan yapılacak canlı yayınlarla tüm dünyada yaklaşık 3 milyar izleyiciye ulaşması bekleniyor.

2012 Dünya Salon Atletizm Şampiyonası İstanbul Maskotları

Dünyaca ünlü atletleri ve sporseverleri İstanbul’da ağırlamak için hazır bekleyen Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nın resmi maskotları “Tik ve Tak” İstanbul Turu’na çıktı. Ortaköy Meydanı, Dolmabahçe Sarayı, Taksim Meydanı, Beyoğlu, Galata Köprüsü, Sultanahmet gibi İstanbul’un ikonik bölgelerini gezen “Tik” ve “Tak” gezdiği her yerde sempati ile karşılandı. “Tik” ve “Tak” tüm sporseverleri Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’na davet etti.

Euroleague Women Istanbul, Final Eight 2012

28 Mart- 1 Nisan tarihleri arasındaİstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda Galatasaray Medical Park’ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan Fiba Kadınlar Euroleague FİNAL 8′e katılmaya hak kazanan takımlar ve gruplar belli oldu. Bayan basketbolunun Avrupa kulüpler finalleri İstanbul’da. Fenerbahçe ve Galatasaray Medical Park takımlarının yer aldığı 8 li finaller sadece Avrupa kadın basketbolunun zirvesi olmayacak, ezeli rekabet Avrupa Arenası’nda bir kez daha sahne alacak.

Turkish Airlines Euroleague FINAL FOUR ISTANBUL

Avrupa basketbol sezonunun en önemli etkinliği olan Turkish Airlines Euroleague Final Four, 11 – 13 Mayıs 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek.

24 takım, 2012 Turkish Airlines Euroleague Final Four İstanbul’da yer alabilmek için sezon başından beri mücadele etmektedir. Dörtlü finale kalmayı başaran en iyi dört takım, 2011-2012 Turkish Airlines Euroleague şampiyonu olmak için tek maçlı eleme turnuvası oynayacaktır.

Yarı Finaller 11 Mayıs Cuma günü oynanırken, Üçüncülük Maçı ve Final Maçı 13 Mayıs Pazar günü oynanacaktır.

%d blogcu bunu beğendi: